Yollara ölmeye çıkmaktan başka bir şey elinden gelmeyen bu mille

Seçimlerin üzerinden 2 ay geçti. Adı Türkiye Cumhuriyeti olan bir ülkede ve başbakanının her fırsatta vatandaşa 'sandıkta konuşabilirsiniz ancak' dediği bir ortamda yerel seçimler yapıldı. Sonuç; yıllardır zaten mecliste kendi çalıp kendi oynayan hükümet ne yaptı etti vatandaşın iradesini sokaktan sonra sandıktan da çaldı.. Bildiklerimizin ötesinde, bilemediğimiz, hayal dahi edemeyeceğimiz yöntemlerle oylar iktidara gidiverdi. Hele en son Soma'daki faciayla öğrendik ki, karın tokluğuna ölümüne çalışmaya mecbur bırakılmış işçilere ondan da olmaması tehdidiyle zorla AKP'ye oy kullandırıldı. En bi' paralel iktidarın kendisiydi; oy çuvalları üzerinde kaç yerde/kaç gözetmen yatalabilirdi, kimi/neyi kimden koruduğu belirsiz polislerden üzerinde yatılsa da oy çuvallarına ya da sonuçlara ne kadar sahip çıkılabilirdi, AKP yandaşının her türden hilesi ne kadar/nasıl önlenebilirdi?

Muhalefetin seçim sonuçlarından sonra durup düşünüp, durumu değerlendirip yapması gereken 'bundan sonrası için ne yapılmalı müzakeresi' -ki yapılması gereken buydu zannımca?-; YSK iptal başvuruları, sosyal medyada akıp duran envai çeşit AKP hilesi, görseller, hükümet yanlısı medyanın şişinmeleri, sonuçları ciddi ciddi değerlendiren âkil
insansılar, cumhurbaşkanlığı seçimi/cumhurbaşkanlığı adayları polemiği ve gündemin hiç durmayan ritmi ile kaynadı gitti. Demekle/yazmakla/sokaklarda ölümüne yürümekle, şu ya da bu muhalefet partisine bel bağlamakla artık bir yere varamayacağına ayan, çaresizlikten saç baş yolan sosyal medya kullanıcıları bir yandan gündemle oyalana dururken, bir yandan akıl sınırlarını zorlayan aktrollerle ve iddialarıyla uğraştı/eğlendi..

Oysa, habire ele güne karşı 'Diktatör değilim, şu kadar yüzdeyle sandıktan çıktım' diyen iktidar partisi liderini artık bu noktada durdurabilecek/gerçek rengini göstermeye mecbur edecek tek bir yer vardı, TBMM. Demokrasiyle kendi oyununu oynayan bir 'lider'in -parti üstü marka artık başbakan, 'AKP' tanımı az-, ancak ve sadece mecliste bir tek
AKP milletvekilleri bırakılırsa eli zorlanabilirdi.. Zaten kendi yasıyor, yürütüyor, yargılıyor, kamuoyunu işine geldiği gibi bilgilendiriyor ya da istemezse bilgilendirmiyor/du. Elde kalan meclisti, ki hala öyle. Hükümetin seyirlik demokrasi oyununun artık sadece ülke değil tüm dünya farkındayken, meclis sahnesinde iktidarın demokrasi oyununda olmazsa olmaz muhalefeti oynayan milletvekilleri -bize vekalet edenler yani mecliste-
bir yalana tutunmayı tercih ettiler, hala da ediyorlar.

Yok başka bir şey elimizde efendiler, hanımefendiler.. Kuvvetler ayNılığını görmeyen/göremeyen/görmek istemeyenler, başbakan fanatiği kendilerini 'kıl' tabir edenlerle, sistemin yiyicileri artık. Yollara ölmeye çıkmaktan başka bir şey elinden gelmeyen bu milleti, gerçekten temsil ettiğinize inanıyor musunuz..??

'Hükümet İstifa!' çığlıkları aylarca, onlarca canın dökülen kanıyla boşlukta yankılandıktan sonra,  #MuhalefetBiziTemsiEtİstifaEt diye bağırma zamanı şimdi.. Duyarlar, duymazlar, duymamayı tercih ederler, o sonraki konu. İktidarın hızla ve planlı programlı iç savaşa sürüklemeye çalıştığı Türkiye'de, diktatörlükten önceki son yol ayrımındayız cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce... Ölmeyi göze alıp 'HAYIR' diyebilenlere karşı, sizin mazeretiniz ne..? Ha sokağa çıkmış halkın hükümeti devirebilmesi hayaliyle bekliyorsanız, o başka..!

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !